Ziraat Bankası dosyasının 28 Ağustos 2026 günü yeniden alevlenmesiyle ünlü bir sese tanınan pay ile tarladaki vatandaşın yaşadığı baskı aynı terazide tartılmaya başladı. Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi (Ziraat Bankası) üzerinden yürüyen tarımsal ihtisas kredilerinin hacmi 1 trilyon lirayı aşmış durumdadır. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) dönemindeki kamu bankacılığı tartışmaları bu tabloyu daha da görünür kılmıştır. Serdar Ortaç örneğinde 8 aylık erteleme konuşulurken üretici tarafında haciz süreci hızlanmaktadır. Bu yazının ilerleyen bölümlerinde ünlü isme tanınan pay ile üreticinin karşılaştığı tablo, tarım kredilerinde yükselen hacim, faiz gelirindeki sıçramanın üretime yansıması ve kamu bankacılığında eşit muamele beklentisi ayrıntılı biçimde ele alınacaktır. Konunun ilk katmanına inmek için sahadaki eşitsizlik tablosuna bakmak gerekir.
Ünlü isme tanınan ödeme payı üreticide görülmeyen esneklik
Kamuoyunun dikkatini çeken örnekte ses sanatçısı Serdar Ortaç, ödeyemediği kredi için devlet bankası tarafından mahkemeye verilmediğini ve borcunun 8 ay ötelendiğini bir televizyon programında anlatmıştır. Anlatılan sahnede kurumun evlat hitabıyla yaklaştığı izlenimi uyanmış ve bu izlenim tarlada çalışan milyonlarca üreticinin zihninde hızlı karşılık bulmuştur. Üretici mazot, gübre ve yem maliyetinin altında ürün satmak zorunda kaldığında taksit günü geldiğinde kapıya haciz ihtimali dayanmaktadır. Aynı kamu kaynağını kullanan iki ayrı vatandaş profilinin bu denli farklı muamele görmesi güven duygusunu zedeler ve kredi ahlakı tartışmasını ters yüz eder. Tarım ekonomistleri bu tür ayrışmanın disiplin üretmediğini, tam tersine ayrıcalık algısını büyüttüğünü ve kayıtlı üretimi cesaretsizleştirdiğini belirtmektedir. Eşit vatandaşlık ilkesi kredi masasında da görünür olmak zorundadır çünkü görünmeyen adalet uzun vadede tahsilatı da zorlaştırır. Görünür olmayan eşitlik ileride hem üreticinin hem de kamunun ortak başarısını gölgeler.
Sahadaki üretici için taksit tarihi neredeyse hasat takviminden daha keskin bir eşik haline gelmiştir ve bu eşik çoğu zaman iklimden bağımsız işlemektedir. Girdi fiyatları yükselirken ürün fiyatı yerinde sayınca nakit akışı kırılmakta, kırılan nakit ise bir sonraki sürümü ipoteklemektedir. Bu kırılma anında resmi süreç çoğu zaman yapılandırma yerine icra yolunu öne çıkarmakta ve dosyayı hızla takip birimine aktarmaktadır. Oysa tanınmış bir isim için sözlü teminat bile yeterli görülebilmektedir ve bu tablo Ziraat Bankası etrafındaki adalet tartışmasını büyütmektedir. Bu fark yalnızca bireysel bir şikayet değil kamu bankacılığının itibar meselesidir çünkü itibar tahsilattan önce gelir. Güvenilir bir sistem herkese aynı ölçütü uyguladığında güçlenir ve güçlenen sistem risk primini düşürür. Güçlenen sistem uzun vadede hem üreticiyi hem de alacaklıyı korur, zayıflayan sistem ise her iki tarafı da yorar.
Hasat telaşı içindeki aileler şube koridorunda evrak sırası beklerken dosyanın nasıl okunacağını kestirememekte ve belirsizlik karar kalitesini düşürmektedir. Küçük işletmede teminat çoğu zaman tarlanın kendisi, traktörün rehin kaydı ve evin tapusu olduğu için gecikme hanenin bütün varlık haritasını tehdit eder. Bu ağır teminat bile gecikmeyi affettirmeyebilir çünkü skor kartı kuraklığı, donu ve taban fiyat gecikmesini yeterince okumaz. Üreticiler arasında dolaşan anlatılara göre resmi kredi kuruluşu nezdinde görünürlük bazen teminattan hızlı işlem görmektedir. Bu algı kanıtlanmayı beklese de algının kendisi kredi ilişkisine zarar verir ve şube ile çiftçi arasındaki sözü incelir. Çiftçi emeğini tarlaya yatırırken geri dönüşü piyasadan değil takvimden bekler ve takvim şaşınca plan çöker. Takvim şaştığında ise merhamet değil tebligat gelir, tebligat da umudu ve bir sonraki ekim iştahını birlikte götürür.
Hasat sonrası satışta alıcı güçlü, satıcı dağınıktır ve bu asimetri ödeme gücünü budar, budanan güç taksit gününü uzaktır. Bu budanmış güçle Ziraat Bankası taksitine yetişmek her mevsim daha zor hale gelmektedir çünkü fiyatı üretici değil zincirin üst halkası belirler. Uzmanlar ürün borsalarının derinleşmemesinin üreticiyi aracının insafına bıraktığını ve lisanslı depo imkânının yeterince yayılmadığını vurgular. Aracı payı şiştikçe banka taksiti için ayrılan pay incelir ve incelmiş pay küçük bir fiyat kırılmasında yok olur. İncelen pay gecikince dosya icraya gider, icra da üretim aracını çalışmaz hale getirir. İcra tarlayı, traktörü ve umudu aynı anda hedef alır ve hedef tutunca köydeki sermaye tabanı erir. Hedef alınan umut bir sonraki ekim kararını da iptal ettirebilir, iptal edilen ekim ise gıda arzını sessizce kısar.
Kamuoyu tartışmasında sıkça unutulan husus kredi ilişkisinin iki tarafının da aynı Anayasa şemsiyesi altında olduğudur ve bu şemsiye şöhrete göre daralıp genişleyemez. Şöhret bir tarafa pratik kolaylık sağlarken sıradan üreticiye aynı kapı dar açılıyorsa kamu bankası imajı aşınır. Aşınan imaj ileride tahsilatı da zorlaştırır çünkü borçlu adalet arar ve aradığı adaleti mahkeme koridorunda aramaya başlar. Adalet arayışı hukuku meşgul eder, meşgul hukuk ise hem zaman hem para yer. Meşgul hukuk sistemi maliyet üretir ve üretilen maliyet dosya başına bakıldığında küçük görünse de yığınla büyür. Bu maliyet sonunda yine kamu kaynağına biner, binen yük de vergi veren hanenin ortak faturasına yazılır. Binen maliyet vergi veren her hanenin ortak faturasıdır ve faturanın tarladan mutfağa uzanan zinciri göz ardı edilemez.
Tarımsal üretim stratejik bir alandır ve Ziraat Bankası bu alanın tarihi finansman belleklerindendir, bellek çatladığında güven de çatlar. Bellek çatladığında üretici başka kapı aramaya başlar ve başka kapı çoğu zaman kayıt dışı, kısa vadeli ve pahalıdır. Başka kapı çoğu zaman daha pahalı informal faizdir, informal faiz ise sonraki sezonun işletme sermayesini şimdiden yer. Pahalı faiz gelecek sezonun tohumunu yer, tohumu yenen tarla nadasa bırakılır gibi durur. Tohumu yenen sezon gıda arzını zayıflatır ve zayıf arz ithalat kapısını aralar. Zayıflayan arz sofradaki fiyatı yükseltir, yükselen fiyat da dar gelirli haneyi vurur. Böylece tarladaki dengesizlik mutfağa taşınır ve mutfaktaki şok siyasi maliyeti de büyütür.
Tarımsal ihtisas kredilerinde şişen hacim ve yapılandırma
Tarımsal ihtisas kredilerinin 1 trilyon lirayı aşması tek başına büyüme haberi gibi okunmamalıdır çünkü aynı dönemde kamu kredi kuruluşu bilançosunda yeniden yapılandırılan çiftçi bakiyesi 3 milyar 32 milyon liradan 13 milyar 783 milyon liraya çıkmıştır. Bu sıçrama üreticinin ödeme takvimine yetişemediğinin resmi işaretidir ve işaret görmezden gelinirse sonraki çeyrek daha ağır gelir. Yüzde 29,7 düzeyindeki kredi artışı yeni ekim coşkusundan çok eski borcun üzerine yeni borç binmesiyle de açıklanabilir. Yapılandırma bir nefes olsa da faiz işleyişi durmaz ve durmayan işleyiş anaparayı sessizce şişirir. İşleyen faiz anaparayı şişirir, şişen bakiyeyse teminat boşluğunu görünür kılar. Şişen anapara sonraki sezonu ipotekler ve ipoteklenen sezon yatırım kararını erteler. İpoteklenen sezon planlama ufkunu kısaltır, kısa ufuk ise verim artırıcı teknolojiyi rafa kaldırır.
Yeniden yapılandırma kapısı herkese aynı hızda açılmamaktadır ve bu hız farkı sahada spekülasyon doğurur. Şube inisiyatifi, teminat kalitesi ve dosyanın görünürlüğü bu kapının genişliğini belirler, genişlik ise yazılı kural kadar teamüle de bağlıdır. Küçük üretici dosyası çoğu zaman standart skorun dışına çıkamaz çünkü skor yağış rejimini ve pazar gününü yeterince tartmaz. Standart skor ise kuraklık, don ve taban fiyat gecikmesini yeterince okuyamaz, okuyamayınca gecikmeyi karakter sorunu sanır. Okuyamayan skor gecikmeyi kusur sayar ve kusur sayılan dosya takip listesine kayar. Kusur sayılan gecikme icra matematiğine dönüşür, matematik de hanenin son likit varlığını hedefler. Bu matematiği dengelemek durumundaki milli tarım bankası kimliği iklim kaydını ve rekolte gerçeğini skorun yanına koymak zorundadır.
Bilançoda görünen büyüme gelir kapısı açarken tarlada varlık erimesine yol açabilmekte ve bu iki yönlü hareket aynı çeyrekte yan yana durmaktadır. Traktör haczi, hayvan satışı ve tarla devri bu erimenin somut halleridir, somut hale gelen kayıp ise köyün ortak belleğine işler. Somut hale gelen kayıp yalnızca bir haneyi değil köyün üretim desenini bozar çünkü bir traktörün yokluğu komşu tarlayı da geç ektirir. Bozulan desen sözleşmeli tarımı da zayıflatır, zayıf sözleşme ise alıcıyı teminatsız bırakır. Zayıflayan sözleşme girdi tedarikçisini temkinli kılar ve temkin peşin talebini sertleştirir. Temkinli tedarikçi peşin ister, peşin isteyen tedarikçi de üreticiyi yeniden kredi kuyruğuna sokar. Peşin talebi nakit sıkışmasını bir tur daha hızlandırır ve hızlanan tur yapılandırma stokunu şişirir.
Peşin isteyen tedarikçi karşısında üretici yine krediye döner ve döngü kapanır, kapanan döngü ise her sezon daha pahalı döner. Döngünün kırılması için gelir desteği ile kredi desteğinin birlikte tasarlanması gerekir çünkü tek başına vade uzatmak yangını söndürmez. Yalnızca vade uzatmak sorunu öteler, ötelenen sorun da bir sonraki hasatta daha kalın dosya olarak döner. Ötelenen sorun bir sonraki bilanço döneminde daha büyük görünür ve büyük görünen rakam kamuoyunu gerer. Daha büyük görünen sorun kamuoyunda öfke biriktirir, biriken öfke ise rasyonel politika alanını daraltır. Öfke birikince politika alanı daralır ve dar alanda kalıcı çözüm yerine kısa devre açıklamalar çoğalır. Bu daralma içinde Ziraat Bankası hem alacaklı hem de toplumsal aktör olarak sıkışır, sıkışan aktör de uzun vadeli tarım vizyonunu kaybeder.
Yılın ilk yarısında net kâr 74,2 milyar lira ve net faiz gelirinin yüzde 71,8 artarak 213,7 milyar liraya ulaşması bankacılık başarısı olarak sunulabilir. Aynı tablonun diğer yüzünde ise Ziraat Bankası alacaklarının tarımsal kısmı üreticiyi tarlasını satacak hale getirmektedir. Kâr ile kırılganlık aynı çeyrekte yan yana durmaktadır ve yan yana duran bu iki satır ayrı ayrı alkışlanamaz. Yan yana duran bu iki veri ayrı ayrı kutlanamaz çünkü kutlanan kârın kaynağı tarladaki nakit açığıysa toplumsal hesap açık kalır. Kutlama ancak üretim ayakta kalırsa meşru olur, üretim düşerse kâr istatistiği yanıltıcı bir zafer tablosu çizer. Üretim ayakta kalmazsa kâr istatistiği toplumsal maliyeti gizler ve gizlenen maliyet bir sonraki enflasyon hanesine yazılır.
Faiz gelirindeki artışın tarla ekonomisine yansıyan yüzü
Faiz gelirinin kısa sürede üç katına yaklaşması tarımsal finansman kurumu için güçlü bir performans göstergesi gibi durur ancak gösterge tek başına refah anlatmaz. Göstergenin altında yatan gerçek ise üreticinin sattığı ürünün maliyetin altında kalmasıdır ve bu makas her sezon biraz daha açılır. Maliyetin altında satış nakit açığı doğurur, nakit açığı da evdeki birikimi ve akrabalık kredisini tüketir. Nakit açığı gecikmiş taksit doğurur, gecikmiş taksit de temerrüt zammını davet eder. Gecikmiş taksit temerrüt faizi doğurur ve temerrüt faizi kısa sürede anaparayı sollar. Temerrüt faizi bilançoyu parlatırken haneyi karartır, kararan hanede eğitim ve sağlık harcaması da kısılır. Kararan hanede gelecek hesabı silinir ve silinen hesap köyden kente göçü hızlandırır.
Kararan hanede genç nüfus tarımdan kopar çünkü aynı emeğin kentteki karşılığı daha öngörülebilir görünür. Kopuş yalnızca bir meslek terki değil gıda güvenliği riskidir ve risk biriktiğinde sofra ithal ürüne yaslanır. Risk büyüdükçe ithalat penceresi açılır, açılan pencere döviz talebini de şişirir. Açılan pencere dövizle gıda taşır ve taşınan gıda yerli üreticinin pazar payını kemirir. Dövizle taşınan gıda yerli üreticinin fiyatını bir kez daha baskılar, baskılanan fiyat yeni zararı büyütür. Baskılanan fiyat yeni kredi ihtiyacı doğurur ve ihtiyaç her seferinde daha yüksek limit ister. Yeni ihtiyaç doğduğunda Ziraat Bankası kapısı yine ilk durak olur, ilk durak da aynı döngünün başlangıç noktasıdır.
Bu nedenle kârındaki sıçrama tarım politikasından bağımsız okunmamalıdır çünkü tarım finansmanı sağlayan banka aynı anda hem fiyatın hem vadenin hem de destek takviminin gölgesinde çalışır. Denklem tek kanatlı uçurulursa banka kazanır üretici kaybeder ve kaybeden üretici ertesi yıl daha az eker. Kaybeden üretici seçmen olarak da üretici olarak da tepki biriktirir, biriken tepki güveni aşındırır. Biriken tepki güvenilirlik ölçütünü sarsar ve sarsılan ölçüt yatırım iştahını kısar. Sarsılan ölçüt uzun vadede finansal istikrarı da etkiler çünkü tarımsal takipteki alacak stoku sistemik bir risk taşır. İstikrar ancak üretim ayakta durursa kalıcıdır, üretim durursa istikrar konuşması havada kalır.
Sektörel etkiler zincirleme ilerler ve un, yem, süt, et ile yaş sebze hatlarında maliyet şoku perakendeye yansır. Perakendedeki şok dar gelirli hanenin gıda payını şişirir, şişen pay diğer zorunlu harcamaları ezer. Şişen gıda payı diğer harcamaları kısar ve kısılan harcama ilçe esnafının cirosunu düşürür. Kısılan harcama esnafı vurur, vurulan esnaf istihdamı dondurur. Esnafı vuran dalga ilçe ekonomisini daraltır ve daralan ekonomi vergi tahsilatını da zayıflatır. Daralan ilçe ekonomisi yine tarımsal kredi riskini büyütür çünkü yerel alım gücü düşünce ürün de yerinde kalır. Böylece bilançodaki parlak faiz satırı aslında kırılgan bir ekosistemin faturası haline gelir ve fatura gecikmeli görünür.
Kamu bankacılığında eşit işlem talebi ve alınacak önlemler
Eşit işlem talebi duygusal bir slogan değil kurumsal bir ihtiyaçtır çünkü kuralın delindiği yerde her dosya pazarlığa döner. Aynı kamu bankası aynı yurttaşa farklı kapı aralığı sunuyorsa kural değil istisna konuşulur ve istisna çoğaldıkça kurum yorulur. İstisnanın konuşulduğu yerde yatırım iştahı durur, duran iştah da teknoloji yenilemesini erteler. Duran iştah üretim planını bozar ve bozulan plan rekolte tahminini sapıtır. Bozulan plan gıda enflasyonuna yakıt olur, yakıt olan enflasyon da faiz tartışmasını yeniden ısıtır. Yakıt olan enflasyon yine faiz tartışmasını ısıtır ve ısınan tartışma üreticiyi değil yalnızca rakamı konuşur. Isınan tartışma her sezon aynı cümlelerle geri döner, dönen cümle ise sahadaki çözümü geciktirir.
Tarihsel misyon hatırlandığında yalnızca tahsilat değil rekolte düşünmek zorundadır çünkü bu kurumun varlık nedeni tarlayı ayakta tutmaktır. Rekolte düşünmek hasat sigortasının yaygınlaşmasını, taban fiyatın zamanında açıklanmasını ve yapılandırma ölçütlerinin şeffaf yayımlanmasını gerektirir. Şeffaf ölçüt şüpheyi azaltır ve azalan şüphe şube ile üretici arasındaki müzakereyi sakinleştirir. Azalan şüphe tahsilatı kolaylaştırır çünkü borçlu adil bir çerçeve gördüğünde ödeme planına daha sıkı tutunur. Kolaylaşan tahsilat icra maliyetini düşürür, düşen maliyet de kamu kaynağını korur. Düşen maliyet her iki tarafın da lehine döner ve lehine dönen denge yeni sezonun tohumunu kurtarır. Lehine dönen maliyet köyde kalan genci de tutabilir, tutulan genç ise tarımın yarınını taşır.
Alınacak önlemler arasında ilk durak, yapılandırma kararlarının isimden bağımsız skor ve afet kaydıyla verilmesi olmalıdır çünkü Ziraat Bankası ancak bu yöntemle ayrıcalık algısını silebilir. İkinci durak ürünün piyasada eziyet fiyatına gitmesini durduracak müdahale alımlarının erken duyurulmasıdır ve erken duyuru satış zamanını düzeltir. Erken duyuru üreticinin satış zamanlamasını düzeltir, düzelen zamanlama taksit gününü yakalamayı kolaylaştırır. Düzelen zamanlama taksit gününü yakalamayı kolaylaştırır ve kolaylaşan ödeme icra stokunu geriletir. Kolaylaşan ödeme icra dosyasını incelir, incelen dosya şube emeklerini gerçek üreticiye ayırır. İncelen dosya şube emeklerini de rahatlatır ve rahatlayan şube uzun soluklu tarım planı konuşabilir. Rahatlayan şube gerçek çiftçiyle daha uzun soluklu konuşabilir, uzman görüşü de kredi stokunu şişirmenin kalkınma olmadığını hatırlatır.
























